Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak Keşan’da doğdum. Çocukluğumda bütün oyuncaklarım enstrümanlardı, etrafımdaki insanlar her şeyi müziğin dilinden anlatıyorlardı. Böyle bir ortamda ben de klarnetin dilini keşfederek anlatmaya başladım. Klarnet kadar olan boyumla çevremdeki insanların dikkatini çekmeyi başarmıştım. Beni dinleyenlerin yetenekli olduğumu söylemeleri hoşuma gidiyordu. Hatta 13 yaşındayken katıldığım klarnet yarışmasında özel ödüle layık görülünce bu yolculuktaki cesaretim daha da artmıştı. Ancak bu durum klarnetçi olan babamın pek hoşuna gitmiyordu. Nedenini pek anlamazdım, bana sürekli “bu işi yapma, eğer yapacaksan da iyisini yap” derdi. Konservatuara gitmemi sağlayan rahmetli babama ne kadar teşekkür etsem azdır. Konservatuar ile birlikte hayallerim bir bir gerçek olmaya başladı.

Konservatuarda klarnet eğitmenliği, albümler, dünyanın dört bir yanında konserler, akademik kariyer, dünyaca ünlü müzisyenler ile ortak projeler, dünyaca tanınmış klarnet üreticisi bir firma tarafından klarnete ismimin verilmesi ve markalaşma süreci, klarnet için yazılmış Türkiye’nin ilk eğitim kitabını hazırlamam, TV programları ve sunuculuğu, Amerika’da bir doktora tezi konusu olmam, Uluslararası Klarnet Festivali hayalimin gerçeğe dönüşmesi; tüm bunları ve daha fazlasını konservatuar eğitiminden sonra yaşadım. Hayatta pek çok şeyi ilk anda gördüğüm, aşık olduğum ve kararlı bir şekilde ilk görüşte evlenmek istediğim eşime borçluyum. Evlendik, iki çocuğumuz oldu ilkine Nefes ikincisine Eser adını verdik. Çocuklarımın müzisyen olup olmayacağını pek kafama takmıyorum, olurlarsa da ben çekilirim onlar devam eder. Her gün öğrenmeye ve öğrendikçe de öğretmeye gayret gösteririm. En çok inandığım şey ise hayallerim.

Teşekkürler
Serkan Çağrı